top of page

Ağacı bıraksaydın gölgesinde dinlenecektik, ama  şimdi tarifi mümkün olmayan tadda meyvalar verdi.‘Yaşam hakkına müdahele etmiyoruz’ diye diye yapmadıkları kalmamıştı. Kadınların bedeni, çocuk sayısı, alkol yasası, imar yasası, grev yasağı,Taksime Topçu Kışlası, olmadı AVM üstü Rezidans derken Gezi Parkına ağaçlarların sökülmesiyle başlayan saldırı bardağı taşıran son damla oldu. Özellikle RTE’nin tavrı ve konuşmaları, valinin açıklamaları ve polisin şiddetli müdahelesi, durumu bir haysiyet meselesi haline getirmemize yol açtı.Muhalefetsiz AKP, bu güne kadar yapageldiği şekilde yine kimseyi kaale almadan bildiğimi yaparım tavrı gösterdi. Bu kez sadece AKP nin değil, hemen hiç kimsenin öngöremediği bir şey oldu ve her kesimden insan haysiyet mücadelesinin simgesi haline geliveren Gezi Parkına doğru yürüdü. Polisin akılalmaz miktarda gaz bombası atmasına, Tomaların bitmez tükenmez su fışkırtmasına sivil polislerin onca zorbalığına rağmen insanlar inatla direndi. Taksimi çevreleyen bütün caddelerde ve bu caddelere açılan bütün sokaklarda binlerce insan iki gün ve gece boyu gazdan ve sudan kaçıp tekrar tekrar Taksime yürüdüler. Sabaha kadar aynı kaç geri dön tekrarlandı durdu. Neredeyse hemen herkesin şiddetsiz eylemden yana tavır alması ve buna rağmen kaçıp evlerine dönmemesi insanların gayretini arttırdı.  Diğer şehirlerde başlayan destek eylemleri ve insanların benzersiz gayretinin etkisiyle polis1 Haziran Cumartesi tarihine Taksimden çekildi. Gezi Parkı otonomu ve Taksim Meydan işgali böyle başladı.10 günlük süreçte Gezi Parkını ve Taksim Meydanını birbirinden net çizgilerle ayıramasak da birbirinden farklı iki eylem alanıydılar. Meydan hemen her siyasetin bayrak ve afişleriyle yer aldığı bildik gösterilerden bir kesiti sunan gösteri alanı gibiydi. Alışılmadık olan bunca farklı siyasetin yan yana durmayı becerebilmeleriydi. Şaşırarak farkettim ki buradaki durumdan rahatsız değilim. Onca klişe söz ve slogan, lider afişleriyle donanmış AKM, minarelerle yarışan bayraklar, her bir köşede çekilen halay, hoparlörden yayılan feryat figan direniş sloganları bile sevimli geldiler gözüme.Parkın içinde durum farklıydı. Yardımlaşmanın böylesini depremden sonra oluşan yardımlaşma ağlarında dahi görmedim. Para anında yok oldu ortadan. Elleri kolları yiyecek içecek, sağlık malzemeleri aklınıza ne gelirse onla dolu olan insanlar peydahlanıverdi birden. Sanırsınız durumu öngörmüşler, evde yemek yapmışlar Gümüşsuyunda bekleşiyorlarmış da polis ortadan çekilince gelivermişler. On gün boyunca tüm ihtiyaçlar kah katılımcılar kah destekçiler tarafından karşılandı. İstanbul dışından da destek geldi Gezi’ye.Bu kadar yaratıcı kelamı hiçbir yerde görmedik daha önce. Politikayla hiç alakası olmayan, daha önce politik herhangi bir şey okumamış bir şahsı Gezi’nin bir ucundan soksanız, tüm afiş ve yazıları okusa diğer ucundan politik donanımlı bir şahsiyet çıkacağına bahse girerim. 12 Eylülü politik milat olarak alsak misal, park otuzbeş yıllık bilgi ve deneyim birikimini  on günde hayata geçiren insanlarla doldu taştı. Hayatlarında ilk defa bir hareket içinde bulunan insanlar da fark etti ki, polis ortada olmadığında, iktidarın varlığını hissetmediğimizde işler yolunda gidiyor.

Ahmet K.

ÜÇ BEŞ AĞAÇ MESELESİ DEĞİL...

bottom of page