top of page

 

- DUYGU UÇ/ANKARA

taraf - 14.09.2013 

 

 

 

ULUSLARARASI Af Örgütü, Brezilya, Hindistan, Güney Kore ve ABD’ye “Türkiye’ye biber gazı ile zırhlı araç sevkıyatını durdur” çağrısı yaptı   

 

Hatay ve İstanbul’daki protesto gösterilerinde sergilenen polis şiddeti insan hakları örgütlerinden tepki topladı. Türkiye’nin yüz bin biber gazı fişeği ile 100’den fazla zırhlı araç siparişi verdiğine yönelik haberler ise endişe yarattı.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner, “Ölüm ve yaralanmaların tekrar yaşanmasını önleyici adımlar atılıncaya kadar bütün ülkeler Türkiye’ye biber gazı, zırhlı araç ve diğer çevik kuvvet cephane teçhizatı sevkiyatını durdurmalı” dedi. Gardner hükümetlere, Türkiye’ye toplanma özgürlüğüne saygı duyup ihlale yönelik güç kullanımına bir son vermesi için baskı uygulamaları konusunda çağrı yaptı. Polisin barışçıl göstericilere karşı geniş çaplı güç kullanımına dair bağımsız ve tarafsız bir soruşturma gerçekleştirilmediğini ifade eden Gardner, “Avrupa Birliği’nin de dâhil olduğu uluslararası partnerler Türkiye yetkililerinden, aşırı güç kullanımından sorumlu olan kişileri adalet önüne çıkarmalarını ve polisin barışçıl protestolara nasıl cevap vereceğine dair uluslararası standartla uyumlu şekilde bir eğitim almasını sağlamalarını talep etmelidir” dedi.

 

ATAKAN’IN ÖLÜMÜ ETKİLİ BİR BİÇİMDE SORUŞTURULMALI

 

Açıklamada, Hatay’daki gösteriler sırasında yaşamını yitiren Ahmet Atakan’ın ölümüyle ilgili soruşturmanın derhal, bağımsız ve etkili bir şekilde yürütülmesini güvence altına alınması çağrısı yapıldı.

 

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye Araştırmacısı Emma Sinclair-Webb ise, eylemler başladığından bu yana gelen altıncı ölüm haberinin yarattığı öfkenin başta İstanbul, Ankara ve Hatay olmak üzere birçok yerde ortaya çıktığını belirtti. 22 yaşındaki Abdullah Cömert’in ölümü üzerine Hatay’da düzenli hale gelen protestolarda bir kişinin daha yaşamını yitirmesinin çok üzücü olduğunu ifade eden Sinclair-Webb, Abdullah Cömert’in polisin attığı biber gazı kapsülü nedeniyle öldüğüne yönelik güçlü şüphelerin bulunduğunu, ancak olayın üzerinden üç ay geçmesine rağmen savcılığın İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek uzman raporunu beklediğini hatırlattı. Ahmet Atakan’ın ölümünde ise olayın bir kaza olup olmadığı araştırılırken, ölüm sebebinin örtbas edileceğine dair kamuoyunda anlaşılır bir endişe olduğunu belirten Sinclair-Webb, “Türkiye’deki gençler eylemlerde meydana gelen ölümlerle veya polis şiddetiyle ilgili etkili soruşturma yapılmaması pratiğinden bıkmış durumda” diye konuştu.

 

Mevcut polis şiddetini değerlendiren İç Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hamdi Aydın şunları söyledi:

 

YANLIŞ KUMANDA EDİLDİLER

 

“Biber gazı kullanımı, TOMA’yla tazyikli su sıkmak, plastik mermi aslında en yumuşak müdahale yolları. Sert olanlar fiziki güç kullanmak, cop ve silah kullanımıdır. Türkiye’de silahın kolayca ateşlendiği dönemlerden bu yana çok ilerleme var. Belli örneklerde polis tabi ki yanlış yaptı. Yasal bir gösteriye sabahın 5’inde biber gazı sıkmak suretiyle yetkinin aşırı kullanımı var. Burada, polisten ziyade polisi yönetenleri suçlamak lazım. Başbakanın bu işlere müdahale etmesi de yanlıştı bence. Bu iş emniyet müdürüne ya da valiye bırakılsaydı kesinlikle daha barışçıl, daha hukuki bir şekilde hallolurdu. Hatalar yanlış emirden, yanlış yönetimden, polisin yanlış kumanda edilmesinden kaynaklanıyor. Polis yeteri kadar eğitimli ancak yönetenler polisi kullanma konusunda yetersiz. Polisin silahını çıkartıp birini vurması gibi durumlar bireysel hatalardır. Biber gazı yumuşak müdahale aracı, ancak hedef alınarak atılması da yanlış kullanımdır. Bunun kısmen eğitimle kısmen yasal düzenlemeyle ilgisi var.”

Bu ülkeye biber gazı vermeyin...

bottom of page