Bilgi çağı. Bilginin kullanımı ve dağılımı yoluyla iktidarın gücünü perçinlediği günler. Sistem bir enformasyon akışı ve bu akış üzerinde oluşan ilişki biçimlerinden oluşmakta. İktidar sahipleri ve iktidar aygıtları ortada görünmüyor. İktidar her yerde[1]. Televizyonlar, gazeteler, çok satan kitaplar, gündelik dilin içinde hâkim söylem, bir yaşam biçimi olarak ekonomi... Bugün yıkıcı öfkemizi çevireceğimiz kurumlar ve kişiler birer birer gözden kayboluyor ve geriye yalnızca bir dil, bir tarz, bir ilişkiler biçimi kalıyor. Sistem yaşamın içine nüfuz ediyor. Biz, başıbozuk delilerin karşısında duracağı güç, bir düşünme ve eyleme biçiminin ta kendisi. Toplumun en görünmez hücrelerinde saklı bir sosyal kod.
[Yıkıcı Enformasyon Teknikleri: Bilgi kuramını ve bilgiyi sabote etme, bozguna uğratma, uzay-zamanda yayma (kanser hücreleri örnek alınabilir) ve gözden kaybetme. (disapperaing)]
Sistemi bugün mekanik bir canavardan ziyade sosyal bir kod ve işleyiş olarak tanımlamak doğru olacaktır. İktidarı, hâkim sınıf ya da iktidar aygıtlarının başındakiler üzerinden tanımlayan perspektif artık çok zayıf kalmakta. İktidar aygıtlarının olduğu doğrudur, ancak Gustav Landauer’in iktidarı bir kurum olarak devlet yerine bir ilişkiler akdi olarak tanımlaması iktidarın bir makineden daha fazlası olduğuna işaret eder. Makineyi kuranların ve operatörlerin değiştiği bir sistem tasavvurunda makine-kırıcılığının da yeni olası biçimlerini gözden geçirmeliyiz[2].
Rewind: Geri dönelim. Sistem, sosyal bir kod ve işleyiştir. Yıkıcı enformasyon sosyal kodun dişlileri arasına sıkıştırılan vida somunu ya da levye olmalıdır bu durumda. Anarşi, kodları deşifre edip yıkıma uğratan genetik bir hastalıktır. Direnişçiler özgürlüğün güzelliği adına bedeni yiyip bitiren habis urlardır.
Yıkıcı enformasyon diyerek tanımlamaya çalıştığım yeni direniş biçiminin[3] bir tekniği olarak “bilgiyi sabote etmek”, kullanımda olan bilginin kodlarını tersyüz etme yoluyla mümkün olabilir. “Bilgi-olmayan”ı ( hayal, düş, mit, kurgu ve hatta düpedüz palavra) bilgiymişçesine dolaşıma sokmak. Ve varolan bilgiyi kamuflaj ve büyü dokunuşlarıyla varolmayan yapmak: İllüzyon. Kitle iletişim araçları enformasyon akışını yeterince manipüle ediyor. Oysa bunu tam tersinden yapmak da olası.
[ Kadıköy Meydanı’nda dün saat 12:00’de yaklaşık 1500 kişi bir araya gelerek savaşa hayır dedi. Sahilde bir anda savaşa karşı bir oyun parkı kuran eylemcilere çevreden çocuklar da katıldı. Polisin dağılın uyarısını dinlememeleri üzerine polis eylemcilere müdahale etti. 25 eylemci gözaltına alındı ve 8 eylemci de yaralı olarak ilk yardım hastanesine götürüldüler. Eylemcilerle oyun oynayan çocuklardan 5’i de gördükleri şiddet manzaraları karşısında hafif travmatik şok teşhisiyle hastaneye kaldırıldı.
Aynı anda 15 çift, “Savaşma, Seviş” pankartıyla meclisin önüne yürüdüler ve meclis bahçesine giremeyince sokak ortasında soyunup sevişiverdiler. Eylemciler ahlak masasınca gözaltına alındı.
Diyarbakır’dan yola çıkan “Bomba Değil Gıda” kamyonu da sınıra ulaşmadan durduruldu. Ücretsiz gıda dağıtan örgütün geçen hafta yapılan lüks lokanta soygunlarıyla ilgisi olduğundan şüpheleniliyor. AA ]
!!!
Neden olmasın?
Kör gözüm parmağına. Algının felç oluşu. Gerçekte olmayanı (o da ne? hangi gerçek?) olmuş gibi göstermek ve olanlar hiç olmamış gibi davranmak. Çizgi film kahramanlarını seçim listelerine koymak (Son Arjantin seçimlerinde – Kasım 2001 – geçerli oylar tüm oyların ancak %50’siydi. Geri kalanı Mickey Mouse’a, Usame Bin Laden’e ve elleri olmayan-bu yüzden de çalıp çırpamayacak olan-bir çizgi karaktere gitti), elflerin ve su perilerinin aramızda dolaştığını görmek. Bilginin iktidarına karşı son koz: Şizofreni.
Bir gecede tüm duvarlara “o şimdi retçi” yazdığımızı düşünün. O da ne? Evet, bunun zihinlerdeki karşılığı bir soru işareti olacaktır. Arşimet’in kaldıracının dayanak noktası da hazır cevaplar, çözüm reçeteleri değil, biriken soru işaretleridir. Dünyayı yerinden oynatmaya hazırlanalım.
Algıya yönelik bu sabotajı bozgunculuk çok güzel tamamlayabilir. Gazete bayilerine ve gazetelerin internet sitelerine girerek tahrip etmek ve yeniden yapılandırmak bir seçenek olabilir. TV kanallarının yayınını engelleyen, frekanslarını bozan, vericileri tahrip eden iletişim gerillaları da kulağa çok hoş geliyor: Bilginin (iktidarın bilgisi) dağıtımını engellemek ve onu deforme etmek için elimizden geleni yapabiliriz. Küçük bir sokakta bile gazeteleri okunmaz hale getirmek mümkün. Aklımıza gelebilecek tüm enformasyon araçlarına karşı, arka cebimizde sapanlarımız hazır olmalı.
Ve gizli bilgiyi ele geçirmek ve onu sınırsızca yaymak; hackerlar, casuslar, korsanlar... Fütüristik bir elit çetenin komplo planından bahsetmiyorum. Çalıştığınız yerde muhasebe defterlerini, okulunuzda yalnızca akademisyenlere açık olan bilgiyi ele geçirip yaymaktan bahsediyorum ben. Yıkıcı enformasyon biçimleri her yerde mümkün. Bilgi neden bir ur gibi yayılmasın ve onu elinde bulunduranı yiyip bitirmesin. Bilgiyi sahipsiz kılmak ve anonimleştirmek. Kopya ve telif haklarını hiçe saymak. Yaşasın fotokopi makinesi!
Tüm bu yıkıcı enformasyon biçimlerini maharetle kullanmak için son bir yöntem de gözden kaybolma (disappearing). Virilio, Aesthetics of Disappearing’de sistemden kaybolmanın çeşitli yolları için ipuçları veriyor. Büyük Birader’in gözetiminden kaçmak, bilgi saklamak ve hokus pokus – ortadan yok olmak. Bilgi kuramı ve bilginin kendisine karşı yaptığımız gerilla mücadelesinin olmazsa olmazı görünmezliktir. Kendimize ilişkin bilgiler sorulduğunda hatalı bilgi vermek, tutarsız olmak, hayali kimlikler yaratmak. Ve bunları gayrı-ciddi bulanlar için daha somut (?) öneriler: Tüm iktidar ve disiplin kurumlarından çekilmek, basitçe katılmamak, akdi feshetmek; okulda, işte, ailede. Eğitim dışı öğrenim, sahte diplomalar, kayıt dışı ekonomi, dilencilik, hırsızlık, ilk trene atlamak ve Tom Sawyer’ın muhteşem yok oluşu[4].
Sistemi (bir algı biçimi, ilişkiler bütünü, daha fazlası değil ve bu ilişkilerin çökmesi sistemin çökmesidir-devlet içimizde) felç etmek, bilgi kodlarını parçalamak için yıkıcı enformasyon tekniklerini kullanmak gerçek bir devrimci öneridir. Ve dönüşüm, bir dili yıkarken, yarını beklemeden, bugünden yenisini kurmakla mümkün olabilir.
“Yakalım, yıkalım, yenisini yapalım. “Eylemlerin sonunda kara bayraklarımızı yakarken ne de güzel tınlıyor. Ama anarşi bundan fazlasını vaat eder. Direnişçiler yıkıcı güçlerini tam da yapılan “yeni”den alırlar ve yenisini yapmak için eskisinin yıkılmasını beklemezler.
Yıkıcı enformasyon teknikleri[5] bir savaş stratejisinin parçası değil, başka bir dünyayı mümkün kılanların, başka bir dil konuşanların varoluş biçimlerinin bir parçası, gündelik bilgilerinin geometrisidir. İktidar karşıtlığından çok (çünkü bu her zaman karşı-iktidar olma riskini de barındırır) iktidarın ötesine çıkan bir dil yaşamlarımızın içinde serpildiği için gönlümüz anarşiden yana değil mi? Anarşi bizim için kurmaya çalıştığımız bir ideoloji mi, yoksa güzelliğimiz içinde mümkün olan tek varoluş biçimi mi? Varoluşumuzu hep karşıtlıklar üzerinden tanımladık. Oysa uğraşımız kaostan esinlerle gelen kuşlar olmaktır ve iktidarın dünyası bizden ateşten sözcüklerimizi, yıkıcı kuş-dilimizi alamamalıdır. Anarşizmi bir reddiye halinin ötesine taşımak yaşamımızın içerisinde anarşinin olmasıyla mümkündür. Bir hareketi yaratma çabasını bir yana bırakıp, hareketin kendisi olmak. Varsınlar yaşam-tarzı anarşist desinler. Hakim Bey’in yanıtını tekrarlayacağım burada: “Bir ‘yaşam’ edinin, yaşam-tarzı değil.” Çünkü yaşamın kendisinden daha politik bir şey olamaz.
[1] Öyle mi? Direniş de. Ama bu kadar değil. Dahası da var... Yıkıcı enformasyon tekniklerini özetledikten sonra dönmeli bu noktaya...
[2] Evet, birer luditte’e dönüşelim, ve işe kendimizle başlayalım.
[3] Belki de çok yeni değil, ben kavramı p. m. ’den ödünç aldım ( bolo’bolo). Daha önce Deleuze, Foucault, Hakim Bey ve sitüisyonistler benzer yöntemleri tanımladı. Tüm bu laf kalabalığının ötesinde yıkıcı enformasyon örnekleri için yüzümüzü çingenelere, sokakta yaşayanlara, tekinsiz Güney Amerika topraklarındaki hareketlere ve şizofrenlere çevirmeliyiz bence.
[4] Mark Twain’in güzelim romanı. Haylaz çocukların kahramanı… Tom, teyzesinin ve okulun angaryasından kaçıp bir süre ortadan kaybolmak için kıyafetlerini Mississipi’ye atar ve nehirde boğulmuş süsü vererek serseri dostu Huckleberry Finn’le aylaklığa ve maceraya (bu ikisinin bir arada gitmediğini kim söyleyebilir) atılır. Ölüm-oyunu, evden kaçmayı ya da sistemin dışına çıkmayı düşleyenler için eşsiz bir fırsat sunar.
[5] Techne, sofistike bilgi ve bilimden farklı olarak gündelik hayatın bilgisidir, suyun kaldırma kuvvetinin hamamda bulunması, kovayı yukarı çeken çıkrık. Bu yüzden matematikten çok geometri.
İnan Mayıs Aru
YIKICI ENFORMASYON TEKNİKLERİ – Yeni Bir Dile İlişkin Notlar

